Aydıncık, arkası dağ, önü deniz, doğal güzellik ile tarihî zenginliğin kucaklaştığı, iki mavi arasında, henüz bozulmamış şirin bir Akdeniz kentidir. D–400 karayolu üzerinde bulunan ilçenin, turist akınına uğramadığı için, doğal yapısı şimdilik bozulmamıştır.
Kent turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Tertemiz denizi, kumu ve güneşiyle gelenleri büyülemektedir. Çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan Aydıncık, tarihî eserleri, mağaraları, sualtı zenginliği, yaşam tarzının çeşitliliği, endemik bitkileri, konargöçerleriyle her çeşit turiste hizmet verebilecek güçtedir.
Han Yıkığı diye anılan kazı alanında, 1992 yılında, MS 5. yüzyıl sonlarına tarihlenebilecek 12 m uzunlukta, 3,20 m genişlikte bir zemin mozaiği bulunmuştur. Mozaik üzerindeki 3x3 metrelik panoda MS 5. yüzyıldaki Kelenderis'in kent manzarası ile içerisinde iki yelkenlinin bulunduğu limanı betimlenmiştir. Mozaiğinin bu bölümü, Kelenderis'deki o zamana ait yapılar hakkında bilgi edinmemiz açısından önemlidir: Roma Hamamı, çeşitli entrepolar, limana bakan tarafında ise başka yapılar gösterilmiştir.
Üzerinde şehir planı olduğu için çok büyük önem arz eden Kelenderis mozaiğinin günışığına çıkarılabilen kısmının üzerine korunak yapılarak ziyaretçilerin beğenisine sunulmuştur.
2007 yazında, limana yakın bir alanında yapılan kazı çalışmalarında, bir bazilikaya ait 210 m2 civarında taban mozaiği da gün ışığına çıkarıldı. Yan bölümlerden birindeki mozaik tamamen tahrip olmuş ama orta ve diğer yan taraftakiler tarihî yapısını korumaktadır. Tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan bu eserin orta bölümünün kenarlarında çok sayıda sütun kaidesi de bulunmaktadır. Orta ve diğer yan bölmedeki mozaiğin üzerinde çeşitli hayvan motifleri ve eski Yunanca yazılar yer almaktadır.
Merkezdeki düzgün iri kesme taşlarla ve harç kullanılmadan yapılmış Dörtayak Anıtmezarı, insanı alıp tarihin derinliklere götürmekte ve gizemini hâlâ korumaktadır. Doğa ve insana karşın günümüze sağlam biçimde ulaşan, 8 m yüksekliğindeki ve MS 2. yüzyılda yapıldığı sanılan bu tarihî anıtın, mezar odası henüz açılmadığından, önemli bir kişi anısına yaptırılan ancak kendisinin içinde gömülü olmadığı bir boş mezar mı yoksa gerçek bir anıtmezar mı olduğu henüz bilinmiyor. Mezar odası, dört fil ayağının bastığı orta bölme ve piramidal çatıdan oluşan anıt, ziyaretçileri büyülemeye devam etmektedir.
Dünyanın sekizinci harikası sayılabilecek Gilindire Mağarası, doğanın Aydıncık’a sunduğu bir nimettir. Dikit ve sarkıt ormanları ve sonundaki gölüyle görücüye çıkmayı bekliyor.
Bunun yanında Aydıncık, sualtı mağaraları ve batıklarıyla önemli bir cazibe merkezidir. Yılanlıada çevresinde bir batık alanı keşfedilmiş olup bölge, 1 derece sit alanı ilan edilmiştir.
Nesli tükenmekte olan Doğu Akdeniz’deki ada martılarının yarısı, yumurtlamak için Yelkenliada’ya gelmektedir. Bu durum, kuş gözlemciliği açısından önemlidir.
Ayrıca Sancak Burnu çevresi fok yaşam alanıdır. Fok izleme merkezi turizm açısından ilginç olabilir.
Sosyal yönden de Aydıncık cazip bir turizm merkezi olabilir. Son Yörük Sarıkeçililer, ilçemiz için ayrı bir renktir. Onların yaşam tarzlarını yerinde görmek isteyen turistler için konargöçerlik de çekici olabilir.
Botanik turizmi açısından Aydıncık ve çevresi önemli bir potansiyel arz etmektedir. Toroslar endemik bitkilerle doludur.
Yamaç paraşütü için oldukça elverişli mekânların bulunduğu yetkili kuruluşlarca da saptanmıştır. Ayrıca Aydıncık, yelken yarışları, dalgıçlık ve su sporları için biçilmiş kaftandır.
Deniz, kum ve güneş üçgeni yanında tarihî ve doğal güzelliği ayrıca bitki ve hayvan varlığıyla Aydıncık, uyuyan bir devdir. Bu devin uyandırılması için, önce ulaşım güçlüğünün bertaraf edilmesi daha sonra kültürel bütünlüğü sağlayan, biyolojik çeşitliliği arttıran ve sosyoekonomik gereksinimleri karşılayan kaynakları yönetecek bir planlama gereklidir. Bu amaca yönelik bir proje ile ilk önce altyapı eksiklikleri giderilmeli daha sonra kıyı yönetim planları yapılmalı ve buna göre tesisler kurulmalıdır. Kurulacak tesislerde de lüks ve abartıya kaçmamalı, kalite ve hizmet birinci planda olmalı, ayrıca kültürel, doğal ve fiziksel çevreye saygılı, tarihle uyumlu olma endişesi taşımalıdır. Ayrıca yapılacak düzenlemeler de çok sıkı izlenmelidir. Kıyılarımız turistik tesis adı altında beton yığınına dönüştürülmemelidir.
Turizmdeki amacına ulaşabilmek için Aydıncık, hem Aydıncıklıların hem de kendilerinin kazançlı çıkacağı bilinçli, insan ve çevreye saygılı yatırımcılara gereksinim duymaktadır.
Mustafa B. Yalçıner